Home Bilinmeyen Gerçekler 1961 de Kaybolan Rus Kozmonotun Son Konuşması

1961 de Kaybolan Rus Kozmonotun Son Konuşması

by Volkan Burnaz
0 comment 4677 views

Türkçe Çeviri

Beş…Dört…Üç…İki…Bir…Bir
İki…Üç…Dört…Beş…
Cevap Ver… Cevap Ver… Cevap Ver…
Dinle…Dinle! …Cevap Ver!
Cevap Ver… Cevap Ver… Konuşun Benimle!
Konuşun Benimle! … Çok Sıcak!… Çok Sıcak!
Ne?… Kırk Beş?… Ne?…
Kırk Beş?… Elli?…
Evet…Evet…Evet… Nefes Alabiliyorum…
Nefes Alabiliyorum… Oksijen…
Oksijen… Çok Sıcak… (BU)
Tehlikeli Değil mi?… Tümü…
Tehlikeli Değil mi?… Tümü…
Evet…Evet…Evet… Bu Nasıl?
Ne?… Konuşun Benimle!… Ne Yapmalıyım
İleteyim mi? Evet…Evet…Evet…
Ne? İletimimimiz Şu Anda Başlıyor…
Kırkbir… Bu Yoldan… İletimimimiz Şu Anda Başlıyor…
Kırkbir… Bu Yoldan…  İletimimimiz Şu Anda Başlıyor…
Kırkbir… Evet…Sıcaklığı Hissediyorum…
Sıcaklığı Hissediyorum…   Hepsi Bu… Çok Sıcak…
Sıcaklığı Hissediyorum… Sıcaklığı Hissediyorum… Sıcaklığı Hissediyorum…
… Alevi Görebiliyorum!… Ne?…
Alevi Görebiliyorum!…  Alevi Görebiliyorum!…
Sıcaklığı Hissediyorum… Sıcaklığı Hissediyorum… Otuziki
Otuziki … Kırkbir… Kırkbir…

Düşecekmiyim?… evet…evet… Sıcaklığı Hissediyorum…
Sıcaklığı Hissediyorum…  Tekrar Yörüngeye Giricem!… ITekrar Yörüngeye Giricem!…
Dinliyorum!… Sıcaklığı Hissediyorum…

SOĞUK SAVAŞ SIRLARI: KAYIP KOZMONOTLAR

Yuri Gagarin
gagarinlarge
12 Nisan 1961 tarihinde, binlerce yıldır gökyüzünün enginliğine dalıp, türlü hayaller kuran insanoğlunun en imkansız görünen hayali gerçek olmuştu. Yuri Gagarin, yalnızca uzaya giden ilk insan olmakla kalmıyor, bir rüyayı da gerçek kılıyordu. İnsanoğlu artık uzaydaydı ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Peki ama Yuri Gagarin gerçekten de uzaya giden ilk insan mıydı? Yoksa sadece yolunda giden talihi sayesinde kendinden önceki kayıp öncülleri arasından sıyrılmayı başaran şanslı biri miydi?”Kayıp Kozmonotlar” Soğuk Savaş yıllarının gizemlerinden biridir. Hala aydınlanmamış noktaları vardır. Bunun nedenini anlayabilmek için Soğuk Savaş’ın en sıcak günlerine geri dönmemiz gerekiyor. Bu yıllarda iki kutba ayrılan dünya üzerinde, her alanda müthiş bir yarış sürmektedir ve iki taraf ta elde ettikleri her başarıyı kutsal ideolojilerine adamaktadır. Nihayetinde yarışma kategorilerine uzay da ilave olunca; önce uzaya ilk insansız uydular gönderilmeye başlanır. Sonra buna hayvanlar da eklenir. Şimdi sıra insanlardadır. Herkesin merak ettiği soru aynıdır: Uzaya ilk önce kim gidecek? Burada “kim” den kasıt; bir insanı canlı olarak uzaya gönderip aynı şekilde geri getirmeyi kimin başaracağıdır. Herkes bu sorunun yanıtını beklerken amatör telsizciliğe merak salmış iki İtalyan kardeş; Achille ve Giovanni Judica-Cordiglia, Torino’nun dışında 2. Dünya Savaşı’ndan kalma eski bir sığınakta kurdukları bir dinleme istasyonunda, Amerikan ve Sovyet radyo, telsiz sinyallerini dinlemekle meşguldürler. Malum internet ya da diğer haberleşme teknolojileri henüz gelişmemiş yahut da gelişme aşamasında olduğundan tüm Avrupa hava sahasını bu radyo sinyalleri kaplamaktadır. Ama 1960 yılının 28 Kasım gecesi ilginç bir şey olur. Bu iki İtalyan kardeş dünyadan gittikçe uzaklaşan bir sinyalden gelen SOS mesajını tesadüfen yakalamayı başarırlar. Bir uydu ya da uzay aracından gelen bu SOS mesajı mors alfabesiyle üç kere daha gönderilir fakat sinyal her seferinde daha da zayıflar ve dünya yörüngesinden biraz daha uzaklaşır. Sonunda ise kaybolur. Bu garip olay duyulunca, bir İsviçre radyosu kardeşlere radyo istasyonlarında uzay uzmanı olarak iş verir. Onlar artık uzaya gidecek ilk insanın sesini kaydetmeye hazırdırlar.2 Şubat 1961’de Sovyet frekanslarını tararlarken telemetri cihazlarına, başka bir yörünge kapsülünden gelen sinyaller yansır. Bu sinyaller güçlükle nefes aldığı belli olan birine aittir ve bu kişinin kalp atışları giderek yavaşlamaktadır. Otuz dakika kadar süren bu sinyali kaydetmeyi başarırlar. Daha sonra bu kayıtları dinleyen zamanın ünlü kardiyologlarından Prof. Dogliotti bunun ölmekte olan bir adama ait olduğunu belirtir. Bundan iki gün sonra Sovyet basınında, yedi buçuk ton ağırlığında bir uydunun dünyaya dönüşü sırasında atmosferde yandığı haberleri çıkar. Haberlerin içeriğinde bu bahtsız kozmonota ait bir ibare tabii ki bulunmaz.12 Nisan 1961 tarihi gelir. İnsanoğlu nihayet uzaya çıkmıştır. Yuri Gagarin uzaya giden ilk insandır. Kardeşler Gagarin’in uzay uçuşunu da dinlerler. Şanslıdırlar çünkü; Rus uydularının yörünge rotası Kuzey İtalya üzerinden geçmektedir ve bu onların işini kolaylaştırmaktadır. Diğer yanda ise Sovyet uzay programının başındaki isim olan Sergey Korolyov aklına bu sefer bir kadını uzaya göndermeyi koymuştur. Bu aynı teknolojik imkanları kullanarak ve ekstra bir çaba göstermeden prestijlerini ikiye katlama fırsatıdır. Valentina Tereshkova16 Haziran 1963’te Vostok 6 aracı ile başarılı bir şekilde uzaya fırlatıldığında, Tereshkova uzaya çıkan ilk kadın olarak tarihe geçer. Ama biz tekrar “acaba” sorusunu sorarız çünkü Judica-Cordiglia kardeşler 23 Mayıs 1961’de başka bir Sovyet uzay aracına ait radyo sinyalini yakalamayı başarmışlardır. Bu onların en inanılmaz kaydıdır. Çünkü bağlantı tekrar atmosfere girmeye çalışan bir uzay aracı ile dünyadaki kontrol merkezi arasındadır ve seslerden birinin sahibi bir kadın kozmonottur. Kadın kozmonotun dramatik ses tonu bir şeylerin yolunda gitmediğini belli etmektedir. Bağlantı bir süre sonra kesilir fakat onlar bunu da kaydetmeyi başarmışlardır. Kayıt tercüme edildiğinde işin iç yüzü ortaya çıkar. Anlaşıldığı kadarıyla kapsülün ısı kalkanları hasar görmüştür. Cihazlar tam anlamıyla düzgün çalışmamaktadır. Kadın kozmonot endişe yüklü sesiyle kontrol merkezinden yardım almaya çalışmaktadır. Isının gittikçe yükseldiğini söyler. Kapsülün içi alev almıştır. Kendinden emin bir ses ona tekrar yörüngeye girmeyi denemesini söyler. Kozmonot umutsuzca sorar: Çarpacak mıyım? Bağlantı burada kesilir.
Üç gün sonra bilindik bir olay tekrar yaşanır. Sovyet haber ajansı TASS bir açıklama yapar: İnsansız bir uydu atmosfere girerken yanıp, kaybolmuştur. Açıklamada belki de gerçekte uzaya çıkan ilk kadın olan bu talihsiz kozmonotun trajik sonundan bahsedilmez. Kimliği bir sır olarak kalmıştır. Fakat bu olay batı basınının ilgisini çekmiştir ve bu konu üzerine eğilirler. Judica-Cordiglia kardeşler ünlü olmuşlardır.Corriere della Sera gazetesi bu konuda haberler yapar. Bu haberler Rus basınında da çıkar. Sovyet yetkililere göre bu tür haberler onların başarılarını gölgelemeye çalışanlarca uydurulmaktadır. Doğal olarak, bu iki amatör gencin iletişim bağlantılarına sızabilmesi Ruslar’ı kızdırmıştır. Bir gün kapılarına kendini muhabir olarak tanıtan biri gelir. Adam casus filmlerinden fırlamış gibidir ve ağır bir Rus aksanı vardır. Gerçek sonradan ortaya çıkar; bu adam aslında bir KGB ajanıdır. Bu olaydan sonra İtalyan Gizli Servisi kardeşleri korumaya alır.
Belirtildiği üzere zaman Soğuk Savaş yıllarıdır. Her yeni gün; yeni haberler ve heyecanlar barındırmaktadır. Basının kayıp kozmonotlara olan ilgisi kesilir. Aslında altmışlı yıllarda her iki tarafta da talihsiz kazalar meydana gelmiştir. Uzay yarışı can almaktadır ve hükümetler bazı olayları saklayamazlar. Ay uçuşu için hazırlanan üç Amerikalı astronot basınç kabininde çıkan yangında can verir. İçlerinden biri uzayda yürüyen ilk Amerikalı astronot olan Edward White‘dır. Rus kozmonot Vladimir Komarov; test edilmeden alelacele uzaya gönderilen Soyuz 1 uzay aracı ile dünyaya dönerken, aracın paraşütleri açılmaz ve yere çakılır. Vladimir Komarov resmi olarak bir uzay görevinde ölen ilk insandır.
Vladimir Komarov
komarov-2
Zaman geçer… Demir Perde’den yayılan sis perdesi aralanmaya başlar. Yirmi yıla yakın bir süre NASA’da yer kontrol uzmanı olarak sayısız uzay uçuşunda görev alan James Oberg – ki aynı zamanda Sovyet uzay programı konusunda uzman bir tarihçidir – seksenlerin sonlarında Uncovering Soviet Disasters adlı bir kitap yazar. Kitabın içeriği Judica-Cordiglia kardeşlerin kayıtlarını doğrular niteliktedir. Fakat kitap bunlarla da sınırlı değildir, daha ilginç ayrıntılar da vardır. Kitapta; Soçi Altılısı olarak adlandırılan ve aralarında Yuri Gagarin’in de olduğu ilk kozmonot eğitim grubunda yer alan, en genç kozmonot adayı Valentin Bondarenko hakkında bilgiler bulunur.

 

 

 

Soçi Altılısı
sochi1

Kitapta yazdığı üzere eğitiminin son günlerinde başına gelen feci bir kaza sonucu Bondarenko’nun tüm bedeni yanar. Kazadan sonra bir süre daha hayatta kalır fakat yanıkları çok derindir. Acılar içinde ölür. Uzay yarışının hemen başında meydana gelen bu kazanın yaratacağı olumsuz hava düşünülerek Bondarenko’nun ölümü saklanır. Görüntüsü, Soçi Altılısı‘nın birlikte çektirdiği hatıra fotoğraflarından bile çıkarılır. 1986’ya kadar ölümünün detayları açıklanmaz.
Kitapta daha da ilginç iddialar vardır. Çek Komünist Partisi‘nin yüksek dereceli bir yetkilisinin anlattığına göre; ellili yılların sonunda Sibirya üzerinde yapılan başarısız yörünge-altı uçuş testlerinde ve roket fırlatma denemelerinde gerekli eğitimi almamış çok sayıda test pilotu hayatını kaybetmiştir. Bu kişilerin kim olduğu günümüzde bile sırdır. Yine bazılarına göre, Yuri Gagarin bir kozmonot değil aslında bir uzay yolcusudur, çünkü aracındaki tüm uçuş panelleri ve göstergeleri kilitlidir. Yolculuğu doğrudan dünyadaki kontrol merkezi tarafından yönlendirilmiştir. Büyük bir ihtimalle; görevi başarısızlıkla sonuçlansa, adı tarihin karanlık sayfalarına gömülecek ve kimse tarafından bilinmeyecektir.
Valentin Bondarenko
valentin-bondarenko
Eylül 1980’de, Küba ve Sovyetler Birliği arasındaki dostluğun işareti olarak, Kübalı Arnaldo Tamayo-Mendez bir Soyuz 38 kapsülünde misafir kozmonot olarak uzaya gönderilir. Küba’ya döndüğünde bir kahramana yakışır biçimde karşılanır. Fidel Castro o gün verdiği bir demeçte yıllar önce yaptığı Rusya gezisinde ziyaret ettiği kozmonot eğitim merkezi Zvezdny Gorodok’da gördüklerini anlatmıştır. Yuri Gagarin onun ziyaretinden kısa bir süre önce bir uçak kazasında ölmüştür. Onun çalışma odasını da gezmiştir ve anlattığına göre eşyaları, masası üzerinde açık bıraktığı kitabı, üniforması hiç ellenmeden öylece durmaktadır. Odadaki tüm saatler onun kaza yaptığı zamanı gösterir biçimde ayarlanmıştır. Castro sonra başka bir odaya geçmiştir. Burası Şehitler Odası olarak adlandırılmıştır. Odanın girişi sıkı bir şekilde korunmaktadır ve tüm duvarlarda Sovyet uzay programında hayatlarını kaybedenlerin fotoğrafları asılıdır. Castro gördüklerini hala unutamamış olacak ki şunu da eklemiştir: “Sayısız kahramanlar vardır ki, hayatlarını uzay çağının başlaması için feda etmişlerdir.”Kimbilir belki sahiden de, uzaya giden ama şansı pek yaver gitmeyen o kayıp kozmonotlardan biri, hala kapsülü içinde uzayın derinliklerinde bir yerlere doğru yol almaktadır.

You may also like

Leave a Comment