Home Gizemli Arkeolojik Tarih Reptilianlar Yüzyıllardır İnsanlar Arasında Yaşıyor Olabilir mi?

Reptilianlar Yüzyıllardır İnsanlar Arasında Yaşıyor Olabilir mi?

by Volkan Burnaz
0 comment 3846 views

Tarih boyunca, Dünya’da aramızda yaşayan bu garip görünümlü yaratıklar hakkında hikayeler, masallar duyduk ve mağara duvarlarında bile resimlerini gördük.
Sürüngen varlıkları incelediğimizde  hem geçmişte hem de günümüzde bu varlıkların gezegenimiz de zamanın başlangıcından beri var olmuş olabileceği gibi birçok hikaye ile karşılaşıyoruz.
Tarih onlar hakkında hikâyelerle dolu ve günümüz teknolojisi ile bunla daha da sık karşılaşmaya başladık.
Yüzyıllardır yarı insan, yarı sürüngen varlıklarının hikayeleri var, ama bu sadece insanın hayal gücünün bir ürünü mü yoksa Tarih metinlerimizi fetheden bu garip varlıklar hakkında daha fazla bir şey var mı.
Tarihe baktığımızda, atalarımız tarafından ibadet edilen garip yaratıklar hakkında birkaç hikaye buluyoruz. Güney Amerika’da Quetzalcoatl, Kukulkan, tanrılar olarak ibadet edilen ve sürüngen varlık olarak tanımlanan tanrılardan bazılarıdır. Quetzalcoatl , adı Nahuatl dilinden gelen ve “tüylü yılan” anlamına gelen Mezoamerikan bir tanrıdır.
Tüylü yılan tanrısına Mezoamerikan tarihinde birçok farklı etnopolitik grup tarafından ibadet edilmiştir.
Tanrı’nın ilk ikonografik tasvirinin, La Venta’nın Olmec sahasındaki Stela 19’da bulunduğuna ve muhtemelen bir şaman ritüeline karışmış bir kişinin arkasında yükselen bir yılanı tasvir ettiğine inanılmaktadır .
Bu tasvirin MÖ 900 civarında yapıldığı düşünülmektedir. Azteklere göre, Quetzalcoatl, adından da anlaşılacağı gibi, tüylü bir yılan, dünya ve gökyüzü arasında bir sınırlayıcı (ve transgresör) olan uçan bir sürüngen (ejderha gibi) idi.
İnsanlığın yaratılmasına esasen katkıda bulunan bir yaratıcı tanrıydı.

Genel olarak  Meksikaya özgüymüş gibi görünsede , Kukulkan , Savaş Yılanı Waxaklahun Ubah Kan olarak bilindiği ve Vizyon Yılanının Postklasik versiyonu olarak tanımlandığı Klasik Dönem Maya inancı kökenlidir.
Ancak bu masallar sadece Mezoamerikan kültürlerinde değil, aynı zamanda ejderha imparatorları ve ejderha tanrıları hakkında tarihi metinleri bulunan Asya ve Eski Asya Medeniyetlerinde de mevcuttur.
Eski insanın bugün sürüngenler dediğimiz garip varlıklarla etkileşime girmesi mümkün mü? Bazı araştırmacılar Mukaddes Kitaplardaki metinleri bile yorumlayarak sürüngen yaratıklarla bağlantılı olduklarını önereceklerdir.
Mesela Seraphim ve onlar hakkında Yeşaya Kitabında okuyabiliriz. İncil’de, Yaratılış kitabında, ona Bilgi Ağacından yasaklanmış meyveyi sunarak Havva’yı cezbeden bir yılan hakkında da bir hikaye vardır.
Havva yılanın cezbine dayanamıyor ve o elmayı yiyor ve sonsuza dek insanlık tarihini değiştiriyor, Adem ve Havva’nın cennet Bahçesi’nden kovulmasına neden oluyor, yılan ise Tanrı’nın iradesine karşı geldiği için bir ceza olarak yere düşmeye mahkum edildi. Eski efsanede, metinlere göre, havaya yasak meyve veren yılan, Tanrı yılanı cezalandırmadan önce insansı bir figürdü.
Burada sahip olduğumuz şey, İncil’de bir sürüngen varlığının tanımıdır.
Kur’an-ı Kerim’de ayrıca, metinlere göre Cinn denilen, insanlardan önce Dünya’da bulunan varlıklar hakkında garip hikayelerimiz var. Hikaye, bir noktada İblis’in, Cinn’in liderinin Tanrı’ya isyan ederek rahatsız ettiğini ve cennet Bahçesi’ndeki yılanların sonsuza kadar Dünya’da tuzağa düştüğü gibi lanetlendiğini söylüyor.
Pasifik Kıyısı’nda tamamen yeraltında olan üç şehir hakkında bir Hopi efsanesi var ve bu efsaneye göre, 5.000 yıl önce bir meteor yağmuru, kertenkele halkının yeraltına sığınmasına neden oldu. Bu yaratıklar, kayaları eritebilecek ileri teknolojileri kullanarak, Los Angeles altında bulunan ayrıntılı bir tünel ağı inşa ettiler.
Benares, Hindistan’da, Hindu efsanesinde, metinlere göre, yarı-ilahi yılan insan ırkı olan Nagas’ın,Patala adı verilen bir yeraltı şehrine giriş olan Şeshna Kuyusu hakkında anlatılan neredeyse tıpa tıp benzer bir efsane var.
Mitolojiye göre, büyük ve ilahi güçleri olanların ve sadece kutsal insanların  temas kurabildiği bir yer. Pratikte aynı inançları paylaşan farklı kültürlerimiz var, tarihe göre hiçbir zaman birbirine bağlı olmayan, ancak benzer hikayeleri paylaşan kültürler.

Ubaid kültürü, bugün reptilianlar olarak bildiğimiz şeyi açıklanmasına benzeyen garip varlıklar hakkında anlatılan masalların bir başka harika örneğidir.
Ubaid kültürü Mezopotamya’nın kuzeye yayılarak Halaf kültürünün yerini aldı. İngiliz arkeolog Sir Leonard Woolley, dünyanın en eski tarım topluluklarından birinin kanıtını arayan günümüz Irak’ı ilk ortaya çıkaranlar  keşfedenler arasındaydı. Kertenkele özelliklerine sahip insansı bir figür keşfedildi ve arkeologları şok etti.
Kertenkele görünümü ile garip görünümlü varlıkları tasvir eden figürinler benzersizdir ve tanrı olarak adlandırılmamışlardır, belki de insanlar arasında yaşayan sıradan varlıklar olduğunu belirten ilginç bulgulardandır.

1978, Tassili N’Ajjer National Park, Tassili N’Ajjer, Algeria — Cave paintings of sectioned houses at Tassili-n-Ajjer, in the Sahara Desert of Algeria. These paintings are from the Cattle Period, ca. 4000 B.C. – 2000 B.C. — Image by © Kazuyoshi Nomachi/Corbis

Kullanılan kaynaklar:
Vikipedi
www.britishmuseum.org

You may also like

Leave a Comment